ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
NEDEN CUMHURİYET MİTİNGLERİ?
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Rüştü ERATA

 

Neden Cumhuriyet Mitingleri?

Yanıtım yalın: Yaşam biçemimi korumak için.

Yarım yüzyılı geride bırakan birinin yaşamındaki kaygılar artık daha bireysel sorunlara ilişkin olmalı: bedeninin, hatta beyninin onun istediği verimde yanıt verememesi gibi, bu gezegende yapmayı düşlediği onca etkinliğe zaman-para-güç bulamamak gibi...

Yaşamım boyunca bir kez bile ”inancından ötürü” hor görülen, dışlanan, sıkıntı çeken bir yurttaşıma tanık olmamışken; benim dünya görüşüm, yaşam biçemim giderek şahlanan bir bilisizliğin, hoşgörüsüzlüğün, ortaçağ karanlığının gölgesi altına giriyor.

Benzerleri geçen yüzyılın ortalarına doğru “Nazi Almanyası”nda, 35 yıl kadar önce İran’da, şimdilerdeyse Pakistan’da görülen kimi aymazlar, beni ve benim gibileri “paranoyak” olmakla damgalasalar da, ülkemin “laik” yapısının, “tasada-kıvançta ortak” paydasında “kardeş kardeşe yaşama” olanağının “ivmelenerek” törpülenmesinden çok rahatsızım.

Eğer onlar haklıysa, biz yanılıyorsak; benim gibi -hiç değilse bu tür sıradan demokratik tepkileri veren- birkaç milyon yurttaşımız “paranoyaklık” yapmış, yersiz kaygılara kapılmış olur, o kadar!..

Oysa onlar yanılıyorsa, biz haklıysak; onarılması, geri dönüşü pek acılı bir sürece yuvarlanmamız işten bile değil!..  

Yoksa Türk yurttaşlarının doğar doğmaz elde ettikleri ve “kazanılmış haklar” diye betimlenebilecek “çağdaş” yurttaşlık haklarından vazgeçivereceklerini düşünmediklerini, ancak kendi yollarından da dönmeyeceklerini “Dönüşüm kanlı mı olacak, kansız mı?” tehdidiyle dile getirme küstahlığını sergileyebilenler unutuldu mu?..

Peki ya Yugoslavya’nın o güzelim insanlarının hızlı bir çözülme sürecinde nasıl azılı düşmanlara dönüşüverdikleri, gözlerini kırpmadan birbirlerine nasıl kıydıkları unutuldu mu?..

Ne dersiniz; şimdilerde 7 parçaya bölünmüş olan “eski” Yugoslavlar o karabasanı yaşamlarının sonuna dek unutabilecekler mi?..

Giysilere bulaşan kan lekesinden o giysileri gözden çıkararak kurtulabilirsiniz, peki ya yüreğe sinen kan kokusundan?..

Bu yolun hiç şakası yok, herkes -ama herkes- o geri dönüşü pek acılı noktaya gelmeden aklını başına toplamalı!..
 
Ve bir anımsama, anımsatma:

12 Eylül karanlığının toplumun neredeyse tümünün sinmesini becerdiği günlerde, Cumhuriyet gazetesi hazırlanmakta olan anayasa ve YÖK yasası konusunda okur görüşlerine geniş biçimde yer verdiği bir süreç başlatmıştı...

Yürek daraltan o günlerde; “boyun eğmeyi” içine sindiremeyen, 20’li yaşlarının ilk yarısında bir Cumhuriyet Genci olarak, sızlanıp durmak yerine “eyleme geçmiş”, görüşlerimi kaleme almıştım. 

Hem “1982 Anayasası”na, hem de “YÖK Yasası”na karşı olan görüşlerim Cumhuriyet’in okur görüşleri sayfasında yayımlanmıştı.

Özenle sakladığım o gazete kupürlerini de; Türkiye’yi onyıllarca geriye götüren o darbeyle sinip, yeni anayasaya “evet” diyen yüzde 91,5’luk “sürü”ye katılmayarak, içindeki seçim pusulasının rengini belli edecek denli saydam seçim zarfına mavi renkteki “hayır” oyunu atmanın övüncünü de, o günleri her anımsadığımda duyumsarım, yaşamım boyunca da anımsayıp övüneceğim.

Böyle övünçleri olan birinin, 50’li yaşlarının ilk yarısında bir “Cumhuriyet Genci” iken de “övüneceği” eylemleri olmalı, değil mi?


Rüştü Erata

Spiker-Sunucu-Seslendirmen


rustuerata@gmail.com

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 18.04.2018 - 11:23:45 | Şu an 108 kişi online | Kullanım Koşulları