ANA SAYFAKÜNYEİLETİŞİMREKLAM
   
YAZARLAR HABERLER İNSAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ BELGELER DENİZİ GREV GÜNLÜKLERİ SON MEKTUPLAR
YAZARLAR
Saim TOKAÇOĞLU
YA KANLI PAZAR?
Rüştü ERATA
“KAYIP DARBE PLANI” İLANLARI
Orhan AYDIN
BU KİMİN EYLÜLÜ?
Hasan UYSAL
BU REFERANDUM APTALLARIN ORANINI VERECEK!
Rahmi YILDIRIM
TALÂKI SELÂSE İLE HAYIR!
Ahmet Kemal ŞENPOLAT
BEN VAR YA BEN!
Ertürk DEMİREL
REFERANDUM MESELESİ
Ercüment TUNÇALP
BİR YİĞİT GAZETECİ!
Nedim SABAN
OYNAMA ŞIKIDIMCILARA YETMEZ AMA HAYIR!
Erbil TUŞALP
SEKİZ SÜTUN MANŞETTE İSLAM FAŞİZMİ...
Merve FIRAT
BİR KAÇ SORUMUZ VAR!
Mehmet KARABONCUK
ÇÖZÜLME
Ebru DEMİRALP
KOCAALİ KIRIMI
Cemalettin CANLI
GAZZE GAZAVATI VE SOSYALİSTLER - 2
Suzan KÖLÜKSÜZ
FARKINDA OLMAK…
KORKU BELASI   İÇERİK BAŞLIKLAR 

Hasan UYSAL


Günlük konuşmalarımızın yoğunluğu, hemen herkes gibi “nereye gidiyoruz” üstüne. Bir kesime göre, ”AKP işi bitirdi, şeriat tüm ağırlığı ile ülkenin üzerine çöktü. Son olarak ordu ve adalet mekanizması da diz çöktürüldü.”

Ben bu görüşe katılmayanlardanım. Tersine, bu işin sonunun kendileri için nasıl bir felaket olacağını, giderek daha çok “iliklerinde” hisseden dinci tayfasının, panik atak yaşadığını düşünüyorum. Bu panikle kör atışlar yaptıklarını hissediyorum. Bu işin geri dönüşü de olmadığından, panik her geçen an artmakta…

Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir dönemde karşılaştırılmayacak kadar ekonomik batak içinde. Üretimiyle memuruna maaş bile ödeyemeyecek noktaya taşınan ülke, dış borçla yaşıyor. Ülkeyi borçlarla teslim alan kurumlara bağlı kuruluşların kredi notunu yükseltmeleri kimseyi yanıltmasın. İç ve dış politikada, ekonomide Türkiye, hiç bu kadar bağımlı, zavallı hale düşürülmemişti. Ülkenin diri gücü olarak görülen silahlı kuvvetler de öyle… Eldeki varlıklar da bir bir elden çıkarılmış, çıkarılması bir yana finans kaynakları dahil yabancıların eline geçmiş durumda.

Genç nüfusuyla övünen ülkenin her 4 gencinden biri işsiz. İşi olanlar da geçinemiyor. Gelir dağılımı dünyanın en bozuk ülkelerinden biri… Bölgeler arası dengesizlik bir başka bela olumsuzluk… Üniversiteleri kadrosuzlukla kıvranıyor. Emeklilerine uygun gördüğü sefalet ücretlerini verirken bile zorlanan bir devlet… Sadece çalmak için yapılan yatırımlar ülkeyi giderek daha da yoksullaştırıyor. Yolsuzluklarda dünya rekortmeniyiz… Belediyesi, devleti, hükümeti; Bal tutan parmağın yalanmasına bile razıyken avuçluyorlar. TC hükümetleri mesai saatlerinde yolsuzluk yapardı, bunlar 24 saat. Öyle ya imanın şartları bile değişti; yalan söylemek, küfretmek, çalmak, çarptırmak, saldırmak! Ama en önemlisi, paçalardan akan bir cehalet ve görgüsüzlük….

Tam bir göz boyama partisi AKP, ülkenin başına gelmiş bir bela. Tek sorumlusu var o da 12 Eylül darbecileri. Ülkenin zinde, bilinçli, yurtsever kesimleri ezildi, birer pislik yuvaları olan tarikatlar beslendi ve sonuç olarak tarikatlar koalisyonu olan AKP başa geldi. Barajı bile aşamayacak cehalet ordusu böylece iktidar oldu. Perde arkasında, Ortadoğu’yu teslim alma planıyla, Türkiye’yi de avucuna almayı tasarlayan ABD!

Şöyle ya da böyle indirdiniz AKP’yi, ülkenin bu içler acısı halini kim devralmak ister? Fatura bunların yerine gelenlere kesilmez mi?

***

Bugünlerde AKP hakkında açılacak kapatma davası da gündemde. Bunu da en çok AKP’liler dile getiriyor. Gerekçesi çok açık, AKP seçimi ne kadar erken yaparsa o kadar fazla milletvekili çıkarır, o yüzden biran evvel dava açılsın da mağdur olarak seçime gidelim diye elinden geleni ardına koymuyor. Bir kısım insan buna inanıyor.

Ben bu görüşe de katılmıyorum. Hatta AKP’nin kapatılarak seçimlere gidileceğini düşünüyorum. Zaten AKP’nin bugüne kadar kapatılmamış olması da tuhaf. Sadece telefon dinlemeleri rezaleti bile yeter bunun için. Arıları uyuşturucuya alıştırıp onlar sayesinde uyuşturucu bağımlısı öğrencileri yakalama projesi olan bir İstanbul Milli Eğitim Müdürü bunların adamı.., “Çalışan kadın kocasını aldatır.” diye demeç veren bir imam efendi de… Bulamacı parmağıyla yiyip onu yalayan, ekranda millete tüküren, her gördüğümüzde midemizi bulandıran Bülent Arınç da, “Geceleri televizyonlarınızı yarım saat kapatın ve Kur’an okuyun.” diyen Diyanet İşleri Başkanı da, geçen yılki Marmaris Orman yangınlarından sonra “Orman yangınını faydası da olmuştur, bölgemizde kene kalmamıştır.” diye demeç veren Orman Genel Müdür Yardımcısı da, “Artık biz de onları fişliyoruz.” diyen Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan da ve yine son olarak “AK Parti iktidarına karşı çıkanların kanını tahlile yollamak gerekir. Bu kanı bozuklar gizli sözleşmeler yaparak, ihanet etmişlerdir.” diyen Çorum Milletvekili Ahmet Aydoğmuş da AKP’lidir. Erzincan başsavcısını tehdit etme cüretini gösteren Cemil Çiçek de bu partinin baş aktörlerindendir. Bu örnekleri çoğaltmak olası ama bu kadarı bile bir partiyi kapatmaya yeter de artar bile. Hiç dinci, anti-laik ya da şeriatçı parti diye gerekçe aramaya gerek yok.

***

Diyorlar ki bir kesim; “kapatmak çözüm olmaz ki, yedekler devreye girer oyları yüzde 70”e fırlar.” Bir kesime göre “Tayyip Erdoğan siyaseten yasaklanırsa bunlar biter”

İki görüşe de katılmadığımı söylemeliyim. AKP’yi yöneten Erdoğan değil. Hemen her plan dışarıda yapılıyor, bunlara dikte ettiriliyor. Kimi önemli şeylerden Erdoğan sonradan haberdar oluyor, bazı gelişmeler Erdoğan’a rağmen gerçekleşiyor. Bu o kadar belli ki… Zaten tüm bunları tasarlayacak zekâ ve bilgi, kendisinden o kadar uzak ki…

Kapatma konusuna gelince… Sadece kapatıp da yan gelip yatılırsa, yedek partilerinin oyu artabilir; bu doğru. Çözüm yan gelip yatma değil o zaman. Yıllardır sinsice süren tarikatlaşma, dincileştirme siyaseti karşısında öncelikle eğitim reformu şart. Önce eğitimcilerden başlayarak… Kanalizasyondan beter haldeki TV kanallarını, “insan eğitimi için” kullanmaya ağırlık vererek. Asil halkımız madem okumak yerine seyretmeyi seviyor. Seyrederken eğiteceksiniz o zaman. Kirletilmiş, kandırılmış, satın alınmış tabanı yok edeceksiniz… Yalnız eğitim yetmez, bu kişilerin tüm kirli çamaşırlarını dökmek gerekir. Ne çaldılar, nasıl sattılar, kirli ilişkileri dahil…

Peki bunu kim yapacak? İşte asıl sorun bu! Bu sorunun yanıtı aranırken, dirileşmek, birleşmek, her türlü ittifaka açık olmak ilk koşul. Umutsuzluğun zamanı da asla değil. Hızla erimeye yüz tutan, muhalefetin zavallılığı yüzünden ayakta kalmayı sürdüren AKP’nin de “korkunun ecele faydası olmadığını” bilmesi gerekiyor.

Görünen o ki, artık “her şeyin olabileceği” kritik günlere girmiş bulunuyoruz. AKP korkuyla daha saldırganlaşacak, çılgınlaşacak ve  kör uçuşlarını artıracak. Bu aynı zamanda bitişin başlangıcıdır. Benden söylemesi…

 

hasanuysa@gmail.com

Eklenme Trh. : 25.02.2010 - 05:01:25 | Gör. Say. : 179
 
     Bizhaberiz.net © 2009 | Son Güncelleme : 07.09.2010 - 13:22:00 | Şu an 10 kişi online | Kullanım Koşulları International Federation of Journalists Çağdaş Gazeteciler Derneği