ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
SUCU BEKİR
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Rüştü ERATA

Hemen her gün yaptığımız gibi, o gün de Sucu Bekir’in at arabasının arkasına asılmıştık.
Ancak, bu kez nasıl olduysa bir damacana yere düşüp paramparça olmuştu.
Şaşkınlık ve korkuyla kaçışmıştık elbette!..
Saklandığımız yerden Sucu Bekir’in ne yapacağını gözlemeye başlamıştık.
O “ekmek teknesine”, at arabasına büyük bir beceriyle sığıştırdığı -olsun olsun- 35-40 damacana sudan günde kaç para kazanabilirdi ki gariban...
Sucu Bekir elbette şangırtıyı duyunca at arabasını durdurmuş, büyük bir olgunluk, ancak belki de o günkü azıcık kazancının önemli bir bölümünü -belki de tümünü- yitirmiş olmanın üzüntüsü de yüzünde belirmiş biçimde, asfalta saçılmış cam parçalarına kısa bir süre baktıktan sonra, onları at arabasında bulunan ve nedense daha önce hiç dikkatimizi çekmemiş olan bir süpürgeyle toplayıp çöp bidonuna atmıştı...
O günkü emeğini topladığı damacana artıklarıyla birlikte çöpe yollarken, buna kim ya da kimlerin yol açtığını düşünüyordu elbette...
Hatayı kendine yakıştırmış, damacanaları iyi yerleştirememiş olduğuna karar vermişçesine dingindi...
Atına da kızmamıştı, oysa en kolay hedef o hayvancağız olmaz mıydı?..   
Peki ya her gün at arabasına asılan çocuklar, onları hiç bilmez miydi?..
Oysa ne o an ne de ertesi gün ve sonraki günlerde, ondan su alan analarımıza bir şey çıtlatmıştı. Büyük bir suçluluğun ezikliğini ona duyduğum hayranlık bastırmıştı..
Dayanamayıp olan biteni anacığımla paylaştığımda, o da üzülmüştü hemen...
Ancak, Sucu Bekir’in gururunu incitmeden o damacananın parasını ödemiş miydi, bunu anımsamıyorum..
Ya da ödemeye kalkışmıştı da Sucu Bekir parayı geri mi çevirmişti, gerçekten bilmiyorum...
Tek anımsadığım; o 20’şer kiloluk su damacanalarından 35-40 tanesini kimileyin 4. katlara taşıdıktan sonra, Ankara’nın o at arabasıyla yaşayabileceği kimbilir hangi kırsal bölgesine doğru yorgun argın yola koyulurken, at arabasına uzunca bir süre -belki de bir daha hiç- asılmadığımız ve o koca elli adamı büyük bir saygıyla izlediğimiz, yüreğimize kazıdığımız...
Kimbilir, belki de emek ve emekçiye duyduğum saygının tohumları o olayla atılmıştı yüreğime, bilincime...
Eğer yaşıyorsa -ki sanmıyorum, o güç yaşam koşulları onu çok hızlı çökertmiş ve erken göçtürmüş olmalı- kulakları çınlasın Sucu Bekir’in..

rustuerata@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 19.01.2018 - 12:23:52 | Şu an 80 kişi online | Kullanım Koşulları